ANKARA ATATÜRK SANATORYUM EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİNDE DÜNYA TÜBERKÜLOZ GÜNÜ SEMPOZYUMU DÜZENLENDİ
Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde Dünya Tüberküloz Günü Sempozyumu düzenlendi.
Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Erdoğan Öz, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Tüberküloz Dairesi Başkanı Dr. Edibe Nurzen Namlı Bozkurt, Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe, çok sayıda alanında uzman doktor ve sağlık çalışanlarının katılımıyla, Dünya Tüberküloz Günü kapsamında düzenlenen sempozyum saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.
Ev sahibi sıfatıyla katılımcılara hoş geldiniz diyen Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Aydın Yılmaz Günün anlam ve önemine binaen bir konuşma yaptı.
Hastane Tüberküloz Kliniği Klinik Şefi Prof. Dr. Şeref Özkara ve ekibine teşekkür ederek Koca bir ömrü Tüberküloz alanına vakfeden Değerli büyüğüm Prof. Dr. Şeref Özkara'yı yürekten kutlıyorum. ifadelerini kullandı. Başhekim Prof. Dr. Aydın yılmaz Konuşmasında; '' Dünya Tüberküloz Günü 24 Mart tarihinde bütün ülkelerde bir farkındalık günüdür. Robert Koch tüberküloz basilini keşfettiğini 24 martta ilan etti. 1882 yılında ilan etti, tam 100 yıl sonra 1982 yılında bu 24 Mart günü Dünya Tüberküloz Günü ilan edildi. '' dedi.
Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi geçmişi ile ilgili bilgilerde veren Başhekim Prof. Dr. Aydın Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:
'' Hastanemiz 1953 yılında 19 Mayıs’ta açılmıştır. Bilindiği gibi 1950’li yıllar bütün Türkiye’de 10 bin verem yatağının açıldığı yıllardır. Yine aynı dönemde ülkemizde verem savaşı dispanserlerinin sayıca artmıştır. 1950’li yıllarda BCG kampanyası, 1960’lı yıllarda akciğer filmi tarama kampanyası başlatılmıştır. Bu uygulamalar, verem savaşında 1950’li yılların önemli bir atılıma yapıldığını göstermektedir.
Atatürk Sanatoryumu başlangıçta verem savaşının bir merkezi olarak çalıştı. 1960 ve 1970’li yıllarda göğüs hastalıkları alanında da çalışmaya başladı. Benim asistanlığa başladığım yıllarda hastanede servisler tüberküloz ve non-tüberküloz olarak ayrılıyordu. 2 yıl non tüberküloz servisinde, 1 yıl rotasyonda ve 1 yıl tüberküloz servisinde çalışıyorduk.
Tüberküloz rotasyonundan nakletmek istediklerim, çoğunluğu akciğer tüberkülozu olan ve standart rejimle tedavi edilen olgular vardı. Bir tüberküloz rehberi yoktu.
2000’li yıllarda Türkiye’de tüberküloz rehberleri hazırlandı; tanıda, tedavide, koruyucu tedavi ve diğer alanlarda standart uygulamalar gelişti. Bilimsel temelli yaklaşımlar hastanelerde ve verem savaşı dispanserlerinde standart hale geldi.
2007 yılından itibaren yıllık Verem Savaşı Türkiye Raporları çıkmaya başladı. Bu raporlar, il il tüberkülozun durumunu yansıtırken yapılan çalışmaların da analiz edilmesiyle önemli gelişmelere yol açtı.
Hastanemizde 2009 yılında başlatılan ve hala sürdürülen Sağlık Bakanlığının Sertifikalı Verem Savaşı Hekimleri Eğitimi bu sürece önemli katkı sağladı.
Hastanemizde tüberküloz hastaları için yapılan G Blok önce COVİD 19 salgınında önemli görev üstlendi. Salgın sonrası 2023 yılında tüberküloz klinikleri bu binaya taşındı. Gerek her odada tuvalet ve banyo bulunması, gerek mekanların genişliği, gerekse de hastanede konsültasyon ve diğer hizmetlere ulaşma kolaylığı sağlaması ile tüberküloz hastaları için daha iyi olanaklar sağlamış durumdayız.
Sosyal güvencesi olmayan ya da başka ülkelerden gelmiş ve olanakları olmayan hastalara ücretsiz hizmet veriyoruz. Hiçbir tüberküloz hastası randevu sıkıntısı yaşamıyor. Gelen her hasta eğer tüberkülozdan şüpheliniyorsa hemen tüberküloz polikliniklerine konsültasyon istenerek devir edilmektedir.
Tüberküloz bilindiği gibi bulaşıcı bir hastalıktır. Bu nedenle, hızlı tanı koymak ve hızla tedaviye başlamak; hastayı diğer hastalardan ayrı ortamlarda izlemek gerekmektedir. Hastanemizde bu yaklaşım çok mükemmel işliyor. Sabah balgam veren hastanın sonucu öğleyin hazır olmaktadır. Bu da en hızlı şekilde tanı koymayı sağlamaktadır. Tüberküloz servislerimizde ultraviyole lambalar da kullanılmaktadır.
Toplumda ve sağlık çalışanlarında hatalı anlayışlar vardır; bu nedenle hastaları damgalama ve dışlama yaklaşımı görülebilmektedir. Bu yaklaşım tümüyle yanlıştır. Tüberküloz basili, virüsle bulaşan hastalıklar gibi hızlı bulaşmamaktadır. Hasta ile aynı kapalı ortamda uzun süre birlikte olmak gerekmektedir. Hastanın cerrahi maske takması etrafa basil saçmasını önler. Diğer kişilerin ve sağlık çalışanlarının FFP2 ve FFP3 solunum maskesi takması da basil almalarını önler. Bu nedenle tüberküloz hastalarının muayenesi de, takibi de güvenlidir.
Türkiye’de tüberküloz hastalığı sıklığı her yıl yüzde 5, son 19 yılda yüzde 65 azalmıştır. Bu azalma COVİD 19 salgınında da, büyük depremde de devam etmiştir. Sağlık çalışanlarının bilimsel rehberlerin yardımıyla ve güçlü sağlık alt yapısı ile bu başarıyı sağladığını düşünüyoruz.
Dünyada ise tüberküloz hastalığı ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Yılda 10,7 milyon hasta ortaya çıkmakta bunun 2,4 milyonu kayda alınmamaktadır. Sonuçta 1,25 milyon hasta her yıl ölmektedir. Yani her gün 3.400 kişi veremden ölmektedir. Savaşların ve büyük yıkımların yaşandığı günümüz dünyasında bu ölümler hala en büyük salgının tüberkülozla olduğunu göstermektedir. Asya ve Afrika’daki yoksulluk, sağlık altyapısı yokluğu, sağlık çalışanı eksikliği gibi nedenlerle bu durum devam etmektedir.
Son olarak hastanemizin Türkiye’de tüberküloz kontrolündeki rolünden söz etmek istiyorum.
· İki tüberküloz servisinde toplam 63 yatak, 3 ayrı tüberküloz polikliniği, üçüncü basamak bir tüberküloz laboratuvarı ile hizmet veriyoruz.
· Özellik gösteren, sorunlu tüberküloz hastalarının tanısı, tedavisi, takibinde görev üstleniyoruz. Bu hastalar;
o dirençli tüberküloz hastaları,
o tanısında ve tedavisinde zorluk yaşanan hastalar ile
o alerji sorunu çözülemeyen hastalardır.
- Türkiye’deki tüberküloz ile ilgili soru ve sorunlara yanıt oluşturuyoruz. Telefonla, whatsapp ile ve yazılı raporlarla sahaya destek olmaktayız.
- Türkiye’deki tüberküloz personelinin eğitimini yapmak.
- Sağlık Bakanlığı’na bilimsel destek sağlamak.
- Ulusal Tüberküloz Tanı Ve Tedavi Rehberi yazımında görev almak.
- Tüberküloz dışı mikobakteri hastalığı tanı, tedavi ve takibini yapmak.
Bu Dünya Tüberküloz Gününde Türkiye’deki önemli bir gelişmeyi başlık olarak aldık. Dirençli tüberküloz hastalarının kısa süreli ve oral yani enjeksiyon içermeyen ilaçlarla tedavisi önemli bir gelişmedir. Sağlık Bakanlığımız bu ilaçları büyük maliyetlerine karşın satın almıştır ve kullanıyoruz. Bu gelişmeyi duyurmayı hedefledik.'' dedi.
Daha sonra açılış konuşması için kürsüye gelen Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe , Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun liderliğinde ortaya konulan Sağlıklı Türkiye vizyonu doğrultusunda koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeliyle tüberkülozla mücadelede de önemli çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Tüberkülozda korunmanın, hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geldiğini vurgulayan Kurtcebe, erken teşhis, düzenli takip ve tedavi süreçlerinin büyük önem taşıdığını belirtti.
Toplum sağlığı risklerinde önleyici hizmetlerin önceliklendirildiğini dile getiren Kurtcebe; aile sağlığı merkezleri, sağlıklı hayat merkezleri, ilçe sağlık müdürlükleri, toplum sağlığı merkezleri ve KETEM’lerde koruyucu sağlık hizmetlerinin sürdürüldüğünü ifade etti. Tüberkülozla mücadelede doğrudan gözetimli tedaviye ek olarak video gözetimli tedavi uygulamalarının da kullanıldığını belirten Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe, teknolojik imkânlardan yararlanılarak tedavi süreçlerinin yakından takip edildiğini, çoklu ilaca dirençli hasta sayılarının azaldığını ve tedavi başarısının %80’in üzerine çıktığını dile getirdi.
Otutum Başkanlığını Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Tüberküloz Dairesi Başkanı Dr. Edibe Nurzen Namlı Bozkurt, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Aydın Yılmaz ve Tüberküloz Kliniği Şefi Prof. Dr Şeref Özkara nın yaptığı oturumda, alanında uzman hekimler Uzm. Dr. Mahmut Hamdi Erdoğdu, Uzm. Dr. Elif Oğuzman, Uzm. Dr. Mehmet Kuruş ve yine Prof. Dr Şeref Özkara tarafından dünyada ve Türkiye’de tüberkülozun mevcut durumu, dirençli tüberkülozda güncel yaklaşımlar, tanı süreçlerinde yeni laboratuvar yöntemleri ve yeni nesil tedavi seçenekleri ele alındı. Toplum sağlığının korunmasında erken tanı, düzenli takip ve tedaviye uyumun önemine dikkat çekilen programda, tüberkülozla mücadelede güncel bilimsel gelişmeler paylaşıldı.
Hastane Kalite ve Destek Hizmetleri Müdürlüğü'nün Çeşitli ikramlarının ardından sempozyum sona erdi.